Onaylanma Bağımlılık Mı?

Onaylanma Bağımlılık Mı?

Toplumda onaylanma bireyleri iyi hissettirmektedir ancak tam tersi bir durumda onaylanmamak bireylerde felaket olarak karşılanır ve bireyin bütünlüğünü bozan bir tehdit gibi algılanır. İnsanlar yaptığı eylemlerin, davranışların ve fikirlerin diğer insanlar tarafından da onaylanmasını beklemektedir.

Onaylanmama kişide bir felaket ve endişe halidir bu da kişilerde onaylanma ihtiyacını doğurur. Eğer kişiye onay verilmezse bu onda yanlış inançlara yol açar ve kişi sürekli kendinde yanlış bir şeyler arayarak endişe duyar. Kişinin kendini iyi hissedebilmesi için onaylanma ihtiyacının karşılanması gerekmektedir. Bu kişide motivasyonu arttırmaktadır.

Onaylanma ihtiyacını günlük yaşamda çevremizde hatta kendimizde sık sık gözlemleyebiliriz. Akşam dışarı çıkarken giydiğimiz kıyafetin güzel olup olmadığını karşımızdakinin söylemesini bekleriz. Yaptığımız işin yöneticimiz tarafından taktir edilmesini bekleriz. Verdiğimiz kararın çevremiz tarafından onaylanmasını bekleriz. Bunun gibi birçok eylemimizin günlük yaşamda onaylanmasını bekleriz. Tabi ki bu beklentiler kişiden kişiye göre farklılık göstermektedir. Kimi eylem benim için önemliyken başka biri için çok önemli olmayıp başka biri aynı eylem karşısında onaylanma isteği duymayabilir. 

Onaylanma korkusu kişilerde anksiyete ve depresyona neden olabilir. Sürekli onay beklemek kişide bir anksiyete hali doğurur. Örneğin yaptığı projede yöneticisi onu onaylamadığında kişide otomatik düşünceler oluşuyor ve sürekli onaylanmayacağını düşünüp günlük yaşamını etkileyerek anksiyete bozukluğuna neden olabiliyor. Yine aynı şekilde yaptığı projede yöneticisi onu onaylamadığında kişide oluşan “Başarısız biriyim” düşüncesi kişide umutsuzluk yaratıp günlük işlevini etkileyerek depresyona neden olabilir.

Yine aynı şekilde giydiği kıyafet çevresindekiler tarafından onaylanmayan kişi ufak bir eleştiri aldığında veya beğenilmediğini hissettiğinde büyük çöküşler yaşayıp, mutsuzluk yaşayabilir ve bu kronik hale gelip kişide depresyona neden olabilir. 

Onaylama ihtiyacı ya da onaylanmama korkusu, diğer insanların düşüncelerine çok fazla değer vermemizi ve aşırı duyarlı olmanızı doğurur. Bu bir çeşit bağımlılık gibi, yoksunluk belirtileri yaratarak bu belirtilerden kaçınabilmek için sürekli onaylanma ihtiyacı doğuracaktır.

Onaylanma bağımlısı olan bireyler günlük yaşamlarının hemen hemen tüm alanlarında mükemmel olmak için çok fazla çaba gösterirler. Yaptıkları eylemin ne kadar önemli ve değerli olması diğer insanlara bağlıdır. Bu nedenle onaylanma bağımlısı kişilerin kaygılarıyla baş edebilmesi oldukça zordur.

Onaylanma Bağımlısı kişiler genel olarak diğer insanlarla tartışmaktan, diğer insanların fikirlerine ters bir fikir söylemekten kaçınırlar. Bu kişiler etraflarındaki kişilerin davranışlarına, eylemlerine ve söylemlerine göre fikir geliştirirler. Kendi özgür iradeleriyle davranmaktan ve konuşmaktan kaçınırlar. Bu kişiler kendi duygu ve düşüncelerini diğer insanlara açamazlar. Ayrıca onaylanma bağımlısı kişiler daha fazla onaylanmak için yapabileceklerinden fazla sorumluluk alıp diğer insanlar tarafından daha fazla onaylanmak istemektedir. Onaylanma bağımlısı kişiler için çoğu zaman kendi fikirleri önemsizdir. Çevresindeki insanların fikirlerine zıt olmasın diye kendi fikirlerini ifade edemezler.

Onay bağımlılığının kaynağında çocukluk dönemlerinde başlamaktadır. Özellikle eleştiriler davranıştan çok “kötüsün, yaramazsın ya da beceriksizin” gibi kişiliğe yönelik söylemler çocuk tarafından bilinçdışına alınır ve çocukta derin yaralar açmaktadır. Bu da zaman içinde onay alınmadığında aşağılanma, değersiz bulunma hislerine yol açar. Benzer şekilde küçük yaşlarda pozitif geri bildirimlerin olmaması, reddedilme ve görmezden gelinme yaşantıları, bir takım olumlu davranışlar için olumlu pekiştirenlerin kullanılmaması onaylanma bağımlılığına yatkınlaştıran etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yazıyı Paylaş

Bu yazı 02.12.2015 tarihinde
Psikolog Ertuğ Gül tarafından yazıldı.

SON YAZILAR