Bir insanın hikâyesini gerçekten dinlemek, onu değiştirmeye çalışmadan önce anlamayı gerektirir. Terapiyi de böyle görüyorum: aceleci bir teşhis değil, iki kişinin aynı yöne birlikte baktığı sabırlı bir yolculuk.
Işık Üniversitesi Psikoloji'nin ardından Üsküdar Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji yüksek lisansımı tamamladım; tezimi Prof. Dr. Nevzat Tarhan danışmanlığında sanal gerçeklik terapisi üzerine yazdım. 2011'den bu yana hastane, tıp merkezi ve özel klinikte; bağımlılıktan psiko-onkolojiye, ilişki sorunlarından kaygı bozukluklarına kadar geniş bir yelpazede danışanlarla çalıştım.
Her hikâye kendine ait. Bu yüzden yöntemi kişiye göre seçer; kimseyi bir etikete sığdırmadan, yargılamadan ve senin hızında ilerlerim.
Tek bir işim yok; tek bir derdim var: insanın kendine iyi gelmesi. Terapi odasının dışında da aynı meseleyi farklı dillerde sürdürüyorum.
Terapinin dört duvara sığmadığına inanıyorum. Destek arayan herkes, nerede olursa olsun bir uzmana ulaşabilsin istedim.
Beden ve zihin ayrı çekmecelerde durmaz. Psikoloji, fizyoterapi ve beslenmeyi aynı çatı altında topladım; çünkü iyi olmak bütünle mümkün.
Bir seansta bir kişiye dokunursun; doğru kurulmuş bir sistemle binlerce kişiye. Ruh sağlığını daha erişilebilir kılan araçlar geliştiriyorum.
Karada insanlara yön bulmalarında eşlik ediyorum; denizde rüzgârın yönünü okumayı seviyorum. Yelken bana kontrol edemediğimle barışmayı öğretti.
Farklı görünen bu yolların hepsi aynı yere çıkıyor: insanın kendisiyle ve hayatla daha iyi bir ilişki kurması.